Kırık Kemik & Acı
Ve gol! İşte bu kadar oğlum işte bu kadar! Süpersin sen!
-vuuuuuuhuuuu!
Bütün takım arkadaşları etrafına toplandılar ve onu omuzlarına alarak bağıra bağıra "en büyük bizim Ali" diye tezahurat yapmaya başladılar. Ali sevinçten dört köşe olmuş bir biçim ile pişmiş kelle ile bir kötülük yaptıktan ve bundan haz aldıktan sonra suratta beliren pis gülümseme arasında bir görünüm içerisindeydi. Ali'yi yere indirdiler ve oyun kaldığı yerden devam etti. Rıza sağdan koşarak geldi, topu Hüseyin'den aldı ve işte bir gol daha Sarı Sakallar'ın!! "Vay canına vay canına işte bu!"
Herkes Rıza'nın etrafına toplandı ve aynı hareketler sanki başa sarılmış bir film gibi aynen ve eksiksiz tekrarlandı. Rıza'nın yüzü de Ali'ninki ile benzer bir boyuta girdi o anlar tekrarlanırken. Rıza da Ali gibi yere indirildikten sonra tam koşmaya başladı ki yere yapıştı. Ayak parmakları o düşerken ters açıda duruyorlardı. Ayak parmakları bu kazadan kolay kurtulamayacaklardı. Rıza tecavüz edilen bir eşek gibi bağırarak yerde debelenmeye ve ağlamaya başladı. Herkes ve en başta karşı takımın oyuncuları koşarak onun yanına geldiler ve etrafında bir çember oluşturarak ona doğru eğildiler. Koç arkalarından koşarak geldi ve oyuncuların oluşturduğu insan çemberini yararak Rıza'ya yardım etmek için ne olduğunu anlamaya çalıştı. "Neren acıyor ne oldu Rıza?" diye korku ve heyecan dolu bir sesle seslendi. Rıza ağlamaklı bir sesle "ayağım, a-aayağı..nmmn" diyerek bayıldı. Koç ve iki oyuncu Rıza'yı sırtlayarak sahanın dışında duran koçun arabasına götürdüler. Koç çocuklara gitmelerini işaret etti. "Ben onu hastaneye götürürüm sorun yok beyler" dedi ve gaza abanarak oradan uzaklaştı. Gerçekten de hastane yoluna doğru tam gaz giderken eski arabasının çıkardığı egzoz dumanı görülebiliyordu. Koç'un adı Remzi Alkaya'ydı. 1976 yılında başladığı beden eğitimi öğretmenliğinden sonra bu kulüpte antrenör olarak işe başlamış, aldığı para onu tatmin etmeyince de karanlık işlere bulaşmıştı. Koç Remzi gözlerden uzaklaştığından emin olduktan sonra ani bir dönüşle rastgele bir sokağa saptı ve navigasyonunu ayarlamaya koyuldu diğer eliyle. Yer Gazi Osman Mahallesi, Fırtınalı Sokak. "Go". Navigasyon onu gitmesi gereken yere götürecekti. Tahmini yolculuk süresi 45 dakika yazıyordu fakat Koç bunun herzaman için aptal telefonun bir yanlış hesaplaması olduğunu bilirdi. Onun gibi bir şöför için 45 dakika en fazla beş dakika sürerdi. Tam gaz arabasını uçururken ana yola çıktığının farkında bile değildi. Allah'tan polis yoktu etrafta.
Gazi Osman Mahallsi'ne vardığında yüzünde pis bir gülümseme belirdi. Bu Rıza'nın yaralandığını anladığında içten içe duyduğu sevincin aynısının dışa vurumuydu. Fırtınalı Sokakta ani bir frenle durdu ve arka kapıdan Rıza'nın baygın bedenini kucaklayarak dört numaralı apartmana doğru koştu. Apartmanın girişine geldiğinde eli zillere doğru gitti ve "M. Başaklı" yazan zile bastı. Murat bu işi bitirecek kişiydi. Murat kapıyı açtı ve Koç Rıza'yı hızlı adımlarla Murat'ın dairesine taşıdı. Eve ayakkabılarını çıkartmadan girdi ve Rıza'yı salonda duran kanepeye attı.
Devamı yakında....
-vuuuuuuhuuuu!
Bütün takım arkadaşları etrafına toplandılar ve onu omuzlarına alarak bağıra bağıra "en büyük bizim Ali" diye tezahurat yapmaya başladılar. Ali sevinçten dört köşe olmuş bir biçim ile pişmiş kelle ile bir kötülük yaptıktan ve bundan haz aldıktan sonra suratta beliren pis gülümseme arasında bir görünüm içerisindeydi. Ali'yi yere indirdiler ve oyun kaldığı yerden devam etti. Rıza sağdan koşarak geldi, topu Hüseyin'den aldı ve işte bir gol daha Sarı Sakallar'ın!! "Vay canına vay canına işte bu!"
Herkes Rıza'nın etrafına toplandı ve aynı hareketler sanki başa sarılmış bir film gibi aynen ve eksiksiz tekrarlandı. Rıza'nın yüzü de Ali'ninki ile benzer bir boyuta girdi o anlar tekrarlanırken. Rıza da Ali gibi yere indirildikten sonra tam koşmaya başladı ki yere yapıştı. Ayak parmakları o düşerken ters açıda duruyorlardı. Ayak parmakları bu kazadan kolay kurtulamayacaklardı. Rıza tecavüz edilen bir eşek gibi bağırarak yerde debelenmeye ve ağlamaya başladı. Herkes ve en başta karşı takımın oyuncuları koşarak onun yanına geldiler ve etrafında bir çember oluşturarak ona doğru eğildiler. Koç arkalarından koşarak geldi ve oyuncuların oluşturduğu insan çemberini yararak Rıza'ya yardım etmek için ne olduğunu anlamaya çalıştı. "Neren acıyor ne oldu Rıza?" diye korku ve heyecan dolu bir sesle seslendi. Rıza ağlamaklı bir sesle "ayağım, a-aayağı..nmmn" diyerek bayıldı. Koç ve iki oyuncu Rıza'yı sırtlayarak sahanın dışında duran koçun arabasına götürdüler. Koç çocuklara gitmelerini işaret etti. "Ben onu hastaneye götürürüm sorun yok beyler" dedi ve gaza abanarak oradan uzaklaştı. Gerçekten de hastane yoluna doğru tam gaz giderken eski arabasının çıkardığı egzoz dumanı görülebiliyordu. Koç'un adı Remzi Alkaya'ydı. 1976 yılında başladığı beden eğitimi öğretmenliğinden sonra bu kulüpte antrenör olarak işe başlamış, aldığı para onu tatmin etmeyince de karanlık işlere bulaşmıştı. Koç Remzi gözlerden uzaklaştığından emin olduktan sonra ani bir dönüşle rastgele bir sokağa saptı ve navigasyonunu ayarlamaya koyuldu diğer eliyle. Yer Gazi Osman Mahallesi, Fırtınalı Sokak. "Go". Navigasyon onu gitmesi gereken yere götürecekti. Tahmini yolculuk süresi 45 dakika yazıyordu fakat Koç bunun herzaman için aptal telefonun bir yanlış hesaplaması olduğunu bilirdi. Onun gibi bir şöför için 45 dakika en fazla beş dakika sürerdi. Tam gaz arabasını uçururken ana yola çıktığının farkında bile değildi. Allah'tan polis yoktu etrafta.
Gazi Osman Mahallsi'ne vardığında yüzünde pis bir gülümseme belirdi. Bu Rıza'nın yaralandığını anladığında içten içe duyduğu sevincin aynısının dışa vurumuydu. Fırtınalı Sokakta ani bir frenle durdu ve arka kapıdan Rıza'nın baygın bedenini kucaklayarak dört numaralı apartmana doğru koştu. Apartmanın girişine geldiğinde eli zillere doğru gitti ve "M. Başaklı" yazan zile bastı. Murat bu işi bitirecek kişiydi. Murat kapıyı açtı ve Koç Rıza'yı hızlı adımlarla Murat'ın dairesine taşıdı. Eve ayakkabılarını çıkartmadan girdi ve Rıza'yı salonda duran kanepeye attı.
Devamı yakında....
Comments
Post a Comment